Kayıtlar

Mayıs, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kerem gibi Nazım Hikmet'le 35 yıl

Resim
17. Uluslararası Tiyatro Festivali'nde dün akşam Genco Erkal'ın ''Kerem Gibi '' oyununu izledim. Çok uzun zamandır izlemek istediğim ama yolumun bir türlü Dostlar Tiyatrosuna düşemediği bir zamanda festival'de tekrar bu oyunun karşıma çıkması ile bu defa kaçırmayacağım diyerek aldım biletimi erkenden.
Genco Erkal'ın 1975 yılından itibaren  tam 35 yıldır Nazım Hikmet ile olan bu yolculuğu hem izleyende hem de oynayanda büyük bir hayranlık uyandırıyordu. Genco Erkal'ın şu zamana kadar oynadığı oyunlar ve sahip olduğu görüş benim kişisel olarak kendisine olan saygımı ve hayranlığımı zaten belli bir aşamaya getirmişti. Dün akşam ki oyundan sonra ise kendisi sadece benim gözümde değil, Nazım Hikmet'i seven, ozanımızın dünya görüşlerini savunan ya da en azından onun şiirlerini bilen ve seven insanlar tarafından da  aynı mertebeye çıkartılmıştır. 35 yıllık Nazım Hikmet ile olan bu yolculukta Genco Erkal aynı oyunu defalarca oynamış, oyun Nazım Hikmet&#…

Paris Notları II-Paris'te Yaz

Resim
Paris Notları I' de bahsetmiştim sizlere, Paris'in benim için yeniden  doğuş olduğunu ve şehrin tüm cazibesiyle beni kendine aşık ettiğini. Ben bu ruhi haliye içindeyken şehrin en güzel mevsimlerinden birinde Paris tüm heyecanıyla akıp gidiyordu, şehrin hızına ayak uydurmak, şehrin güzelliğine bünyemi alıştırabilmek gerçekten zordu. Eğer yolunuz Paris'e yaz mevsiminde düşerse iki gruptan birine dahil olursunuz; ya Paris'e aşık olursunuz yada ondan nefret edersiniz. Yaz mevsimi şehrin en kalabalık olduğu dönem, dünyanın her yerinden turistleri ağırlayan şehirde turistik her mekan kapasitesinin üzerinde fazlasıyla dolu, şehirde adım atmak neredeyse imkansız, metrolar kalabalık, mekanlar dolu, 24 saat yaşam var her noktasında şehrin.Yaz aylarında turistlerin ilgi odağı olan Paris aynı zamanda bir çok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor ve hem Parislileri hem de ziyaretçilerini kültürel ve ruhsal açıdan doyuruyor.
Bu keşmekeş içinde turistlerden sıkılan ve şehirlerini sadec…

Paris Notları I

Resim
'' -2 Temmuz 2008-
Hayat sanırım rüzgarın hızına kapılmış bir yaprak gibi oradan oraya sürüklüyor beni. Bazen dingin bir yel esintisinde keyfini çıkarıyorum olduğum yerin, bazen ise olduğunca uzaklaşabilmek, alabildiğimce yol almak uğruna fırtınalara bırakıyorum kendimi.

Memleketimden kilometrelerce uzaktayım. Paris'e taşınalı 21 gün olmuş ve ben bu satırları yazarken yeni bir şehirde bir insanın nasıl tekrar doğabildiğini keşfediyorum. Paris yazılmaya, anlatılmaya değer bir şehir. Her günü ayrı bir yaşamı, anı barındırıyor içinde. Sen yaşamaya devam ettikçe, Paris daha bir dile geliyor senin yaşam sevincinle ve sana sırlarla dolu geçmişini hesapsızca açıyor ve seni beklenmedik bir yolculuğa çıkarıyor; yer, zaman, duygu kavramını unutuyorsun ve şehrin büyülü dokunuşlarıyla yeni bir kimlik kazandırıyorsun hem kendine hem de şehre.
Her insanın hayatı, anlatılacak bir çok anıyı, olayı, sevgiyi, acıyı, nefreti barındırır içinde, her gün gülümsenebilecek bir çok sahneden oluşu…

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Stockholm

Resim
Hiç tanımadığınız kişilerin yaşadığı, hayatınızda ilk defa bulunduğunuz, havasıyla, alışkanlıklarıyla, doğasıyla size tam zıt olan bir şehirde nasıl huzur bulabilirsiniz ? Nasıl orada yaşamayı düşünüp, her gününüzün o şehirde başlayıp sonlanmasını isteyebilirsiniz ?
Turist olarak bir şehirden etkilenmekle, o şehrin bir sakini olarak o şehirde yaşamaktan keyif almak arasındaki fark nedir? Gittiğim onca şehir arasındaki fark neydi de ben hepsinde ayrı bir yaşam isteği duyuyordum.
Şehirler geçmişimin yol haritası, şehir sakini olmak bu günümün yolcusu ve aitlik kavramımı bulmak yine yarınımın yazgısı.
Stockholm'deyim, dünyadaki diğer şehirlere göre kendi kimliğini kazanmış ve bunu kendine özgü havasıyla taşıyabilen ender yerlerden biri.Bunaltıcı soğuğu ve kışın erken kararan havasına rağmen bir kraliçe edasıyla kendinden emin ve büyüleyici bir güzelliğe sahip.
Stockholm'e yolculuğum 2009 Ocak ayına rast gelir. Avrupa'ya soğuk bir hava hakimdi o günlerde ve ben ilk defa bu kadar k…

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Brezilya

Resim
İlk yolculuğum 2006 yılında başlar, o tarihten itibaren doğru zamanda doğru yerde olarak bir çok durak edindim kendime.Yaşanabilecek ülkeler listem uzadıkça uzuyor... Çocukluğumdan beri, en çok istediğim şey tüm dünyayı tanıyabilmekti, bir gün dünyayı gezerek tanıyabileceğim söylenseydi, o zamanlarda buna inanmazdım. Ben üniversite yıllarıma kadar sadece İstanbul ve memleket arasında mekik dokuyordum. Ne zaman üniversite için İstanbul'dan Ankara 'ya gittim. Macerada işte o zaman başladı. En büyük hobim de gittiğim her ülkeden buzdolabı magneti almak. Baba evindeki buzdolabının üzerinde duruyor hepsi.

Ee bu kadar gezmeyi ,görmeyi seven biri olunca, bu anıları paylaşmayı istiyor insan. Ben de elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım nerelere gittim, neler yaptım, şu 5 yıla hangi ülkeleri sığdırdım ve bundan sonrasında şu listeye hangileri eklenecek: Fransa, Bulgaristan, Polonya, Belçika, Hollanda, Madrid, Brezilya, İsveç, Malezya, Romanya, Singapur, Tayland, Mısır...
İlk önce y…