Paris Notları I


''
-2 Temmuz 2008-

Hayat sanırım rüzgarın hızına kapılmış bir yaprak gibi oradan oraya sürüklüyor beni. Bazen dingin bir yel esintisinde keyfini çıkarıyorum olduğum yerin, bazen ise olduğunca uzaklaşabilmek, alabildiğimce yol almak uğruna fırtınalara bırakıyorum kendimi.

Memleketimden kilometrelerce uzaktayım. Paris'e taşınalı 21 gün olmuş ve ben bu satırları yazarken yeni bir şehirde bir insanın nasıl tekrar doğabildiğini keşfediyorum. Paris yazılmaya, anlatılmaya değer bir şehir. Her günü ayrı bir yaşamı, anı barındırıyor içinde. Sen yaşamaya devam ettikçe, Paris daha bir dile geliyor senin yaşam sevincinle ve sana sırlarla dolu geçmişini hesapsızca açıyor ve seni beklenmedik bir yolculuğa çıkarıyor; yer, zaman, duygu kavramını unutuyorsun ve şehrin büyülü dokunuşlarıyla yeni bir kimlik kazandırıyorsun hem kendine hem de şehre.

Her insanın hayatı, anlatılacak bir çok anıyı, olayı, sevgiyi, acıyı, nefreti barındırır içinde, her gün gülümsenebilecek bir çok sahneden oluşur, her gece aşkı keşfedecek bir romans dile gelir ve her insan, kendini tamamlayacak bir şehirle hayatı yaşamaya başlar gerçek anlamıyla.
Doğumumun 21. günündeyim. Biraz erken doğdum sanırım; hücrelerim, kimliğim, sesim, yüzüm tam gelişmeden dünyaya geldim. Doğduğum an iki doktor beni hemen küveze aldı ve Avron 'da bir eve getirdiler. 12 ayımı yani 365 yaş günümü bu şehirde ve bu evde tamamlayacağımı söylediler.

Avron'da ki evim tipik bir fransız binasının 4. katında yer alan küçük bir apartıman dairesi. Odamın penceresi arka avluya bakmakta ve avlunun diğer tarafında bulunan gri ve biraz yaşlanmış binanın , benim penceremle aynı hizada bulunan bir tango salonu var. İlk günümden son günüme kadar bu salondan gelen müzikle bu şehrin kendi iç sesinin bu olduğuna karar verdim.

Paris'te yaşamaya başlayalı 21 gün oldu ve ben her sabah metroya bindiğimde mutlaka bir iki müzisyen ile karşılaşıyorum.Müzikle dans eder mi dünya yoksa dünyanın kendisi mi müzik? bilmiyorum ama sabahın erken saatlerinde işe, okula giderken dinlenen canlı müzik, sabah kahvaltısından bile daha güzel.

Paris'e radikal bir karar ile taşındım ve hayalini kurduğum, büyük bir hayranlık duyduğum Fransız kültürünü tanıma şansım var artık, ilk 21 günün nasıl geçtiğini anlamadan şehir beni kendisine aşık etti ve ben her aşığın ilk dönemlerinde ki gibi nedensiz bir mutlulukla oradan oraya koşuşturuyor, yeni yerlere gidiyor, yeni insanlarla tanışıyorum.
Paris'e yaz aylarının başında taşındım ve yazın en güzel zamanını bir turistten bir Parisiens'a dönüşerek geçirmenin vakti geldi''

Bu yazım ile başlamıştım Paris macerama bundan iki yıl kadar önce, çalıştığım dernek aracılığıyla Fransa Genel Merkezi'nde bir göreve seçilmiştim ve her zaman hayalini kurduğum şehirde bir yıl gibi uzun bir sürem vardı. Hem iş hem dil öğrenme hem de Avrupa'yı tanıma vaktim gelmişti. Büyük bir heyecanla Haziran ortası uçağa atlayıp Paris'e geçmiştim. Daha önceden Bulgaristan ve Polonya dışında(aile ve arkadaşlarla beraber) yurtdışına çıkmamış biri olarak hem heyecan hem de biraz korku ile beni bekleyen bir maceraya dalmıştım. 

Bir yıl çok uzun bir süre özellikle de bir ülkede yeni biriyseniz ve her şey size yeni geliyorsa. Alışkanlıklarınız, kültürünüz, aileniz, arkadaşlarınız olmadan, bu saydıklarımın hepsini geride bırakarak, kıyafetsiz geliyorsunuz şehre ve artık seçeceğiniz kıyafet tamamen size kalmış, bunu birazda yeniden doğmakla özleştirdiğim nokta burasıdır. Yeni bir kimlikle, yeni bir isimle tanıtabilirsiniz kendinizi, kimse de hayır öyle değil diyemez çünkü sizi tanıyan sizden başkası yoktur. Sanırım bu kadar şehir gezmemin ve durmadan bir yolculuğa devam etmemin temel nedeni de bu oldu. Bunu Paris'ten sonra kazandım ve Paris benim kendimi tamamlamam da çok büyük bir yere sahip.

Fransa ve Paris anılarımı  buradan sizlerle paylaşacağım. O kadar çok şey var ki anlatılacak, bu yazı belki aylarımı alır bitirmek için belki de hiç bir zaman bitmez. Ama güzelliği de burada değil mi, anıların hiç bir zaman yaş almamasında ve ölümsüz olmasında.

işte bu kapıdan çıkarak başladı her şey 


ilk günlerde...

Seine Nehri




Paris Notlarının Devamı Buradan:

Paris Notları II -Paris'te Yaz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Phuket Adası

Bir Bilge Karasu Hikayesi ''İlk Susan''

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Brezilya