DOT ile Malafa ve Hakan Günday Üzerine

Hakan Günday'ı ilk okuduğum zaman üniversite birdeydim. Kinyas ve Kayra kitabını Ankara'dan İstanbul'a bayram için döndüğüm zaman evin kitaplığında görmüştüm. Kitaplıkta okumadığım bir kitap olması güzel bir duygu, özellikle eve üç ayda bir uğrayınca. Kinyas ve Kayra'yı elime alıp sayfalarını karıştırmaya başladığımda arefe günüydü ve ben yataktan el öpme, bayramlaşma merasimleri dışında hiç kalkmadan üç günlük bayram tatilinde kitabı okuyup bitirmiştim. Hayatımda ilk defa bir kitap beni tüm hayattan soyutlamış, hiç bir şey yapamaz hale getirmişti. Ben ilk defa bir kitabı yemek yemeyi bile unutarak okumuştum. Genelde okuduğum kitapları yazarlarına göre seçme alışkanlığım vardır ama Kinyas ve Kayra, bana yazarını okuduktan sonra merak ettirdi. Kitabı bitirdiğim gibi sorular sormaya başladım :
Kimdi bu yazar ? Nasıl bir kitaptı bu ? Nasıl bir hayal gücü ya da hayat bilgisi ile yazılmıştı? Aforizmaları nasıl da dokunuyordu beyin kıvrımlarıma, acı mıydı bu yoksa nefessiz kalmak mı ? Kitap bir jilet gibi kesikler atıyordu söyleyemediğim, içimde kalmış düşüncelerime. Bu yazar her kimse onu okumalıydım ve ilk tanışmam böyle oldu : Hakan Günday ile.
Kinyas ve Kayra'dan sonra Zargana girdi hayatıma ; hiçliğime dönmem Zargana ile geldi. sonra Piç'i aldım elime ve hayatıma giren her erkeğin nasılda onlara benzediğini ya da hiç benzemediğini anladım. Piç'ler kolay kolay yetişmiyordu. Azil ve son olarak Ziyan ile devam etti Hakan Günday hastalığım. Her kitabını okumuştum Malafa dışında ve bekliyordum ondan onunda dediği gibi son kitabında tüm kahramanlarının buluştuğu bir son yemek düzenlemesini.
Hakan Günday'ın aykırı bir duruşu var edebiyatımızda, her kitabı ne kadar benzerse birbirine bir o kadar da farklı. Farklı olması, kendine özgün bir üslubunun olması ve hayat üzerine düşünceleri ile özeldi her yarattığı kahramanı hayatımda.
Keşke diyordum bir kitabının filmi çekilse, kim çekmeli acaba, kim oynamalı... Ama mutlaka senaryosu Hakan Günday tarafından yazılmalı. Hatta bir ara Tarantino çekse ne güzel olur bile demiştim. Yolda bir gün bir babanın oğluna ''Kayra gel, yavrum'' dediğini duymamla yerimde mıhlanıp kalışım ve çocuğa baktığımda acaba Kayra burada olsa ne derdi diye düşünmüşlüğüm bile vardır.

Okumaya fırsat bulamadığım bir kitabı kalmıştı: Malafa ve 17. Uluslararası Tiyatro Festivali'nde Murat Daltaban yönetimde senaryosu Günday tarafından sergilenecekti kitabın oyunu. Oyuna ek gösterimlerde bilet bulabildim iksv'de oynanan oyuna geçtiğimiz Pazar günü gittim. 
Malafa Antalya'da Topaz adındaki dev kuyumcuda satmak için kendinden geçen satıcılar ve satın almak için  her şeyi yapan müşteriler arasında geçen bir kitap. Hakan Günday bu kitapta kendi dili oluşturmuş ve yine hayat üzerine aforizmaları, takıntıları, insan ilişkileri ile okuyanın zihnini zorluyor. Okuruna düşün diyor; hayat sanılandan fazla ama yapılandan az. Hayat bir gösteri ve iyi yalan söyleyenler bu gösterideki baş kahramanlar ama yalan dediğine bakmayın asıl bizler karşımızdakini kandırmaya çalışırken kendimizi kandırıyoruz. Takındığımız maskelerin altında hayattan yediğimiz darbelerin yara izleri var.
Dot tarafından sahneye sunulan oyun ise en az kitabı kadar etkiledi beni. DOT, oyunlarını takip etmeye çalıştığım ve tiyatro duruşu ile saygı duyduğum bir oluşum. Yıl boyunca çok iyi oyunlar sergiliyorlar seyircisine. Malafa ise bu oyunlar arasında gördüklerimden en iyisiydi. Gerek yaratılan atmosfer, gerek oyuncuların oynadığı karakterleri yansıtması, benimsemesi takdire şayandı. Oyun aralıksız 105 dakika sürdü ve oyunun her bölümünde aynı tempo korundu, oyuncuların seyircinin arasından oyuna katılması ise güzel bir farklılıktı. Beklenilmeyen güzel hareketler, seyircinin oyuna bağlanmasını daha rahat sağlayabildi. Hakan Günday ise salonun bir köşesinden izledi oyunu. Bir yazarın kendi yazdığı bir oyunu izlemesi nasıl bir duygudur ?

DOT, güzel bir iş çıkarmış Malafa ile genelde öncelikle kitabını okuyan ve sonra filmini izleyenler pek memnun kalmazlar filminden yazılan her şeyi ortaya koyamadığı için ama DOT'un sergilediği bu oyun bir çok Malafa sever okuru memnun etmiş olmalı ki oyun bittiğinde en az 3 kez oyuncular tekrar sahneye alkışlarla çağırıldılar.

Benim ise Hakan Günday'a tek sözüm, daha çok tiyatro senaryosu yazın demek oldu. Sadece romanlarla değil tiyatro yazarlığı ile de görmek isteriz kendisini ileri ki yıllarda.
Ve hem DOT 'u hem de Hakan Günday'ı kutlamak isterim bizlere izlettikleri bu güzel oyun için.


İlgili Linkler:

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Phuket Adası

Bir Bilge Karasu Hikayesi ''İlk Susan''

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Brezilya