Kayıtlar

Temmuz, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Büyükada, Prens Adası ya da Prinkipos

Resim
Büyükada İstanbul'un keşmekeşinden biraz olsun uzaklaşabilmek, denize doyabilmek ve huzuru bulabilmek adına İstanbul'un biraz dışına kurulmuştur yüzyıllar önce. Maltepe sahilinden baktığınızda adayı net olarak seçebilirsiniz. Bir İstanbullu olarak fırsat buldukça kendimi bu adaya atarım, hem fotoğraf çekmek hem de biraz huzur bulabilmek adına. Ada sadece içinde huzuru barındırmaz ayrıca güzelliği karşısında sizi kendisine aşık eder. İstanbul'a bu adadan bakmak ve adanın size verdiği güven duygusu, keşke benim şu ada da bir evim olsa da İstanbul'dan sıkıldıkça kaçabilsem dersiniz. En azından ben bunu her gittiğimde derim ve kendime her gidişimde ayrı bir ev seçerim adadan.

İstanbul'dan adaya ulaşım vapurla gerçekleşmekte. Vapur ise benim en çok sevdiğim ulaşım aracıdır. Yeni aldığım Sony fotoğraf makinemle ilk deneme çekimlerime ise Adalar vapurunda başlamış oldum. Büyükada için deneme çekimlerinde yardımcılarım ise bir klasik olan ama benim onları çok kıskandığım m…

Bir dost'a mektuplar'dan...

Resim
Bir dost'a mektuplar'dan... Haziran 10
Bedriye Teyze var apartmanda alt katımızda oturuyor. 70'lerine yaklaşmış ama bir görsen nasıl hayat dolu bir kadın, saçını boyatır, günümüz büyüklerinin tipik alışkanlığı olan başörtüsünü takmaz, hayatındaki onlarca soruna rağmen hayat doludur. Kahveye gelir arada bize, sonra her çeşit çiçek bulunur balkonunda uzun uzun onlarla konuşur, bizim çiçeklere özenir: -Sizinkiler de maşallah ne güzel açmışlar der alt kattan...


Oğlu var 40'larında; evlenmiş boşanmış, biraz sorunlu evden dışarı pek çıkmaz. Benim odamın tam altında odası, her gün kavga eder birileriyle. İlk taşındığımızda bu eve; kızdığı, kavga ettiği kişiye, Bedriye Teyzeye, üzülürdüm. Anneannemin adıydı Bedriye. 6 yıl olmuştu annem kadar sevdiğim uzakannemi kaybedeli. Uzakanne derdim anneanneme, Türkiye'ye gelince ilkokulda bunu duyan arkadaşlarım gülerdi bu alışılmamış kelimeye. Oysa annem gibi sevdiğim bu kadının uzakta olmasındandı duyduğum bu özlemi yeni bir kelimeyle…

Çocukluğumun Tozlu Raflarından: Popülerlik

Resim
İlkokul ve ortaokul hayatım çok hızlı ve biraz pembe bulutlar üzerinde en saf duygularla geçti. Popülerliğimin ilk ve son demlerini o yıllarda yaşayıp bitirmiştim. Sarışındım bir kere; semtimizdeki güzide devlet okullarımızda sarışın bir çocuk görmek ülkemizin milli parklarında doğal bir kanguru görmek gibi bir şeydi. Hani çocukken hayvanat bahçelerine gidince aaa anne bak fil, aaa anne bak bu zıplıyor- kızım o fil değil kanguru şeklinde diyaloglar geçerdi ya işte oradaki fil görünümlü kanguru bendim. 


İlkokulda az çekmemiştim büyük sınıftaki ablalardan, tenefüste beni görünce gelip yanıma yanaklarımı sıkmalar, saçlarımı okşamalar hatta okşar gibi yapıp çekmeler; ne de güzelmiş senin saçlarındaki o gizli  kıskançlıkları o zamanlar anlayamaz fazla ilgiden bunalıp ağlayarak sınıfıma koşardım. Öğretmenim sonunda benim bu ağlamalarıma dayanamayıp bitlenerim diye anneme saçlarımı kesmesi gerektiğini söylemişti. Evet ilkokulda az çekmemiştim bit salgınından, çok utanır ve sıkılırdım bu bit m…

Yaşam Hakkına Saygı

Bugün pitbullar üzerine yapılan haberlerde dikkatimi çeken sitenin çok güzel hazırlanmış bir videosunu paylaşmak isterim.

Bir hayvansever olarak, hayvanseverlerin hiçbir zaman sevgiyi insanlar-hayvanlar olarak ayırdığını düşünmedim, düşünememde. Hayvan sevgisi  ve insan sevgisi benzer duygulardır.

Biz insanlar hayvanları evcilleştirerek onların bize hayatlarımızda eşlik etmesini istedik, onların doğal ortamlarına zarar verdik ve vermeye devam etmekteyiz. Hayvanların yaşam haklarını kendi yaşam haklarımızı genişletebilmek uğruna daraltan yok eden bizler onlara vereceğimiz sevgiyi bile çok görmeye başladık. Onlara bakmak için evimize alan bizler; evimizi kirletmesi, sevdiğimiz bir yastığı parçalaması sonucu onları kapı dışarı ediveriyoruz. Barınaklara götürmekten bile aciz bir şekilde, sokağa bırakıyoruz. Bunları yapanlar insan sevgisine sahip ama hayvan sevgisine sahip olmayan insanlar mı ?

İnsanoğlu dünyaya geldiği ilk günden itibaren hayvanlarla ortak bir doğayı paylaşmakta, onlar bize …