Büyükada, Prens Adası ya da Prinkipos

Büyükada İstanbul'un keşmekeşinden biraz olsun uzaklaşabilmek, denize doyabilmek ve huzuru bulabilmek adına İstanbul'un biraz dışına kurulmuştur yüzyıllar önce. Maltepe sahilinden baktığınızda adayı net olarak seçebilirsiniz.
Bir İstanbullu olarak fırsat buldukça kendimi bu adaya atarım, hem fotoğraf çekmek hem de biraz huzur bulabilmek adına. Ada sadece içinde huzuru barındırmaz ayrıca güzelliği karşısında sizi kendisine aşık eder. İstanbul'a bu adadan bakmak ve adanın size verdiği güven duygusu, keşke benim şu ada da bir evim olsa da İstanbul'dan sıkıldıkça kaçabilsem dersiniz. En azından ben bunu her gittiğimde derim ve kendime her gidişimde ayrı bir ev seçerim adadan.


İstanbul'dan adaya ulaşım vapurla gerçekleşmekte. Vapur ise benim en çok sevdiğim ulaşım aracıdır. Yeni aldığım Sony fotoğraf makinemle ilk deneme çekimlerime ise Adalar vapurunda başlamış oldum. Büyükada için deneme çekimlerinde yardımcılarım ise bir klasik olan ama benim onları çok kıskandığım martılar oluyor.


Yaz mevsiminde adaya gitmek hem güzel hem de biraz işkenceli olabiliyor. Hava her ne kadar İstanbul'a oranla serin ve rüzgarlı olsa da Adanın yükseltisi ve yokuşları yaya giderek, fotoğraf çekme meraklıları-ben-için zorlayıcı olabiliyor. Ama değdiğini söyleyebilirim. Yoksa bu güzelim evleri ve adanın klasiklerinden olan çiçekleri,ağaçları ve kelebekleri görmek, yakalamak çok zor olacaktı.

Büyükada'nın güney ve kuzey olmak üzere iki tepesi bulunmakta; bunlardan biri Yüce Tepe yani Aya Yorgi'nin bulunduğu en yüksek mevki , diğeri ise Manastır tepesidir.


Aya Yorgi Kilisesi'nin tarihi bilgilerine göre 1909 yılında kullanıma açıldığını biliyoruz. Ada'nın girişinden büyük yolu takip ederek kliseye çıkan uzun ve meşakatli yokuşu çıktığınızda Kiliseye ulaşmış oluyorsunuz. Yaya olarak 40 dakikada bu mevkiye çıkabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki bu tepe adanın en yüksek tepesi ve ortalama 203 m gibi bir yüksekliği var. İşin güzel tarafı kilisenin hemen yanında bir kafe sizi karşılıyor. Yemekleri, şarapları ve buz gibi içecekleriyle adanın en güzel yerine yerleşmiş olan bu yerde püfür püfür esen yel ve muhteşem bir manzara ile o yorucu 40 dakikayı unutup her defasında adaya geldiğinizde bu yola katlanılacağını düşünüyorsunuz. Bu tepeden manzara gayet etkileyici, İstanbul'a bakış atıp denizdeki yelkenlileri seyre dalabilirsiniz. Hatta zamanı unutup, hayalinizde yıllarca aynı yerde oturduğunuzu düşünüp, buradan İstanbul'u izlemenin paha biçilemez olduğunu düşünebilirsiniz. Kiliseye gidip rahibe olmak istediğimi bile söyleyecektim. O derece etkileyici bir yer bu tepe. Gidip görün ve hissedin...


Kilisenin inişi ise 20 dakikanızı almakta, indikten sonra ise sizi bekleyen faytonlardan birine binerek adanın diğer tarafından vapurların olduğu mevkiye dönebilirsiniz. Dönüş yolu ise adanın diğer tarafına göre daha sakin, evler kıyıya daha yakın ve daha güzel diyebilirim. Reşat Nuri Güntekin'in pembe evini görmekte mümkün bu tarafta.


Fayton'lar tüm adayı gezmek için biraz pahalı ama dönüş yolunda tercih ederseniz hem yorgunluğunuzu atmış olursunuz hem de yarı fiyatına gitmiş. Ayrıca benim gibi at tutkunu insanlarsanız, faytonculara kızabilir ve atların haline üzülebilirsiniz. Zira adada atlar çok iyi bakılmıyor ve sürekli olarak koşturuluyor ve gerçekten bazıları çok bakımsız. Bu konuda Ada belediyesine çok iş düşmekte.


Fayton ve tabanvay dışında diğer bir tercih ise bisikletler, saatlik olarak kiralama şansınız var, vapurlardan indiğinizde hemen sokak aralarında tezgahlarını açmış olan bisiklet kiralama dükkanlarından saatliği 5 ile 8 lira arasında değişen bisikletleri kiralayabilir ve ada turunuzu yapabilirsiniz. Daha önceki gidişlerimde bisiklet kiralamıştım ve çok zevkli olduğunu söyleyebilirim.


Ada turunuzu tamamlamış ve başladığınız yer olan iskele tarafını dönüş yapmışsanız iki şeyi es geçmeden adadan ayrılmayın derim : ilk olarak akşam üzerine doğru sahil kesimine kurulmuş restoranların birinde rakı balık keyfini yapınız. Her restoranda taze balıklar mevcut ve deniz kenarından geçen yelkenlileri izlerken, martıları seyrederken içilen bir bardak rakının yerine bu hayatta geçebilecek çok az şey vardır. Restoranlar biraz pahalı olabiliyor özellikle servisin hesaba dahil olduğunu unutmamak gerekir. İki kişilik bir rakı-balık keyfi yaklaşık 100 Liraya mal olabilir. 

Diğer yapmalı listemizdeki önerme ise adanın mağazalarını gezmeden gitmeyiniz, takı, resim, adanın yöresel eşyaları, sokak arasındaki entel pazarı bunlardan bazıları. 

Ada'da yapılması gerekenler:
-Aya Yorgi Tepesine mutlaka çıkın ve dilek ağacına bir parça bez ile dileğinizi bağlayın
-Aya Yorgi Tepesindeki kafede soğuk bir içecek eşliğinde manzarayı seyredin
-Reşat Nuri Güntekin'in evini ziyaret edin
-Sahilde rakı-balık keyfinin tadını çıkarın
-Bisiklete binin, atları sevin
-Plajlarına uğramadan dönmeyin 
-Yolda yürürken dikkat edin, bir atın size çarpması çok doğal karşılanabilir
-Aşıklar Parkına ya da Dilburnu'na gidip mangal yapmanın keyfini çıkarın

Prens adalarından birindeyseniz Vapur çok güzeldir...



A.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Phuket Adası

Bir Bilge Karasu Hikayesi ''İlk Susan''

Sırt Çantam Bir de ben Devr-i Alemdeyiz-Brezilya